Yeniden diriliş mümkünmüdür

Tarih 07-04-2008

YÜCE ALLAH’ın insanı tekrar yaratmayacağını iddia etmek,bir makine mühendisinin,planını çıkarıp ürettiği bir makineyi,o makine bozulduktan veya çürüdükten sonra tekrar üretemeyeceğini iddia etmekten çok daha anlamsızdır.Çünkü bir şeyi ikinci defa yapmak ilk defa yapmaktan daha kolaydır.

”İnsan,bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyormu?Şimdi o,(bize)apaçık düşman kesilmiştir.Birde kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi;dedi ki”Çürümüş-bozulmuşken bu kemikleri kim diriltecekmiş?”Dedi ki:”Onları ilk defa yaratıp inşa eden diriltecek!”O her(türlü) yaratılışı hakkıyla bilendir.”(Yasin Suresi 77/79)

» Kategori Makaleler | Yorum yap

Yemek Duası

Tarih 07-04-2008

Ey bizi nimetleriyle perverde eden SULTANIMIZ!

Bize gösterdiğin numunelerin ve gölgelerin asıllarını, mebalarını göster. Ve bizi makarr-ı saltanatına celbet. Bizi bu çöllerde mahfettirme. Bizi huzuruna al. Bize merhamet et.

Burada bize tattırdığın leziz nimetlerini orada yedir. Bizi zeval ve teb’id ile tazib etme. Sana müştak ve müteşekkir şu muti raiyyetini başıboş bırakıp idam etme.

YA RAB! kusurumuzu affet bizi kendine kul kabul et. Emenetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl.

Ruhumuzu cesedimize, kalbimizi nefsimize, aklımızı midemize hakim eyle. Lezzeti şükür için isteyen kullarından eyle.

YA RAB! Resûl-u Ekrem Aleyhissalatü Vesselamın bereketi hürmetine bize ihsan ettiğin maddi ve manevi rızkımıza bereket ihsan et!.. Amin!…

» Kategori Makaleler | Yorum yap

UNUTMANIN BEDELİ

Tarih 07-04-2008

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

(Dünyada zalimin yardımcılığını yapanlar alçak kişilerdir,
İnsafsız avcıya hizmet etmekten zevk alanlar da köpeklerdir.)

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

(Biz o yüce yaratılışlı kişileriz ki hamiyet meydanında
Bize mezarın toprağı alçaklık toprağından daha iyi gelir.)

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

(Ne büyüleyici imişsin ah ey hürriyetin güzel yüzü!
Esaretten kurtulduk ama bu defa da aşkının esiri olduk.)
Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

TÖVBE’NİN MAHİYET

Tarih 07-04-2008

Tövbe: dönmek, pişman olmak demktir. Yani, islam dinin emir ve hükümleri dahilinde, haram ve yasak olan şeyleri terkedip, helal ve mübah olan şeyleri yapmak demektir.
Kulun işlediği günahlardan dönerek tövbe etmesi ve Allah-u Zülcelal tarafından af ve magrifet edilmesi, dil ile kalbin birlikte pişmanlık duyarak tövbe etmesine bağlıdır.
Sadece diliyle tövbe edip, kalbinde günahına devam etme yönün de bir meyil olursa bu tövbe yalancıların tövbesi olurki Allah-u zülcelal’in bu şekilde yapılan tövbeleri kabul etmesi mümkün deyildir. Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

Türkçe İbadet

Tarih 07-04-2008

Son günlerde Türkçe ibadet ve özellikle Kur’an-ı Kerim’in namazda Türkçe tercemesinin okunmasına dair tartışmaların yoğunluk kazanması üzerine konu Kurulumuzda görüşüldü. Yapılan inceleme ve müzakere sonunda:

Bütün ilahi kitaplar, onları insanlığa tebliğ ile görevlendirilen Peygamberlerin konuştukları dille indirilmişlerdir. Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

Teravih Namazının Kaç Rek’at Olduğu

Tarih 07-04-2008

Teravih ramazan ayına mahsus bir gece namazıdır. Yatsı namazından sonra kılınır. Kadın erkek her müslüman için sünnet-i müekkede bir namazdır. Kılınmadığı takdirde kazası gerekmez. tek başına kılınabildiği gibi cemaatla kılınması kifai sünnettir. peygamberimiz cemaatla namaz kılmaya olan iştiyakına rağmen farz namazları dışında sadece teravih namazını cemaatla kılmışlardır. (1) Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

TENBİHAT

Tarih 07-04-2008

TENBİHAT

Kurtulusa erdiren üç sey :
1- Her halde dengeli olmak,
2- Fakirlikte, zenginlikte tutumlu olmak,
3- Gizli,a$ikâr her halde Allah’tan korkmak.
T.G/378 Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

Süper uyumlu yapı HÜCRE

Tarih 07-04-2008

Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye “göze” de denir.

Bitkisel ve hayvansal her organizma, hücre adı verilen yapı taşlarından oluşur.

Evrimciler,ortaya attıkları evrim iddasına göre canlılıgın kademeli şeklinde geliştiklerini söylemektedir.Bu iddaya göre hücreninde kademeli olarak gelişmesi gerekir.Örneğin bir hücre önce mitokondri ile başlayıp daha sonra kendi kendine kademeli bir şekilde diğer yapılarını kazandığını idda etmektedirler.Aşagıda hücrenin yapısını inceleyerek bu Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

sokak çocukları

Tarih 07-04-2008

Çocuklar hayatın bir elelmntidir.hepimiz birer çocukduk.şimdi büyüdük ama onları unuttuk onların nasıl yaşadıklarını unuttuk.
Onları bir düşünürsek o kadar zor ki yaşadıkları en baştan başlayalım;
Onlar her gün 2 3 çeşit yemek yiyemiyorlar bırak 2 3 çeşit yemekleri 1 çeşiti bulamayabiliyorlar.onlar artık bu duruma o kadar alışmış ki biz onlara bu yemekle Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

Sigorta

Tarih 07-04-2008

Sigorta; sigortacının, bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısıyla bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üstlendiği bir akittir (Türk Ticaret Kanunu Madde 1263).

Sigorta, İslâm’ın ilk dönemlerinde bilinmeyen, yakın zamanlarda ortaya çıkmış bir akittir. Bu nedenle sigorta konusunda fıkıh kaynaklarımızda bir açıklama bulunmamaktadır. Bu konuda ilk defa görüş beyan eden, İbn Âbidîn’dir. Adı geçen müellif sigorta konusunu, Raddü’l-Muhtâr adlı haşiyesinin Kitabu’l-Cihâd bölümünün Müste’men alt başlığı altında ele almıştır.

Çağdaş araştırmacılar sigorta konusunu incelemiş ve dinî hükmünü açıklamaya çalışmışlardır. Sosyal sigortalar ve karşılıklı sigortanın caiz olduğu konusunda bu bilginler ittifak etmekle birlikte, ticarî sigortanın hükmü konusunda görüş ayrılığı içerisindedirler. Ticarî sigortanın hükmü konusunda üç ayrı görüş bulunmaktadır:

1. Birinci görüşe göre, ticarî sigortaların hiçbir çeşidi caiz değildir. Zîra ticarî sigortada bilinmeyen unsurlar bulunmakta, bu işlem kumar veya müşterek bahse benzemekte, faiz içermektedir. Ayrıca sigorta haksız tazmindir. Sigorta akdi, güvence gibi objektif olmayan bir şeyin satışıdır. Sigorta ve özellikle hayat sigortasında takdir-i ilâhîye meydan okuma vardır. İslâm’ın yasakladığı bu unsurları taşıyan sigortanın da haram olması gerekir. Buna göre, sigortacının prim, sigortalının da tazminat alması caiz değildir.

2. İkinci görüşe göre, hayat sigortası caiz değildir; mal ve eşya sigortası ise esas itibariyle caiz olmakla birlikte, dinen hoş değildir. Ayrıca faiz esasına dayanan sigortalar caiz değildir.
Tamami iCin Tiklayiniz

» Kategori Makaleler | Yorum yap

« Geriye gitbakmaya devam et »