Tarih 27-06-2008

Ebu Hureyre (R.A) der ki: Resulullah (S.A.V)’ a: “Ya Resulallah! Kıyamet gününde senin şefaatinle insanların en mutlusu kimdir?” diye sordum. Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu:

“Ey Ebu Hureyre! Senin hadise olan düşkünlüğünü gördüğümden dolayı, bu hadisi senden önce hiçbir kimsenin sormayacağını zannetmiştim. Kıyamet gününde benim şefaatimle insanların en mutlusu, kalbinden içtenlikle ‘ La ilahe illallah’ -Allah’ dan başka hiçbir ilah yoktur- diyen kimsedir.” (Buhari)

Cabir (R.A)’ den rivayetle Resulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“Zikrin en faziletlisi ‘ La ilahe illallah’ ve duanın en faziletlisi de ‘ Elhamdülillah’ dır.” (İbn Mace, Nesai, İbn Hıbban, Hakim)

Ebu Hureyre (R.A)’ den rivayetle Resulullah (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“La ilahe illallah sözünü sizinle onun arasına komaya girmek gibi bir engel girmeden çok söyleyiniz.” (Ebu Ya’ la)

Ebu Hureyre (R.A) der ki: Resulullah (S.A.V) :

“İmanınızı tazeleyiniz.” buyurdu. “Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?” denildi. “La ilahe illallah’ ı çok söyleyiniz.” buyurdu. (Ahmed bin Hanbel, Taberani)

Amr (R.A)’ dan rivayetle Resulullah (S.A.V) şöyle buyurdu:

“Ben bir kelime biliyorum ki, herhangi bir kul onu kalbinden gerçekten söyler, bunun üzerine ölürse cesedi cehenneme haram kılınır. O kelime ‘ La ilahe illallah’ ‘ tır.” (Hakim)

Abdullah bin Amr İbnü’ l-As (R.A)’ ın rivayet ettiğine göre Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“Kıyamet günü, adamın biri amel terazisinin başına getirilir. Kendisine ait gözün görebileceği uzunlukta doksan dokuz evrak ortaya çıkarılır, bu evrakta onun günahları ve kötülükleri yazılıdır. Bu evrak amel terazisinin kefelerinden birine konur. Arkasından yine o adama ait karınca iriliğinde ve üzerinde “Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve Resuluhu” yazan küçücük bir kağıt ortaya çıkarılarak amel terazisinin öbür kefesine konur ve bu kefe günahların kefesine ağır basar.” (Tirmizi, İbn Mace, İbn Hıbban, Hakim, Beyhaki)

Ebu Hureyre (R.A) şöyle diyor: Bir gün Peygamber Efendimiz (S.A.V)’ e:

“Senin şefaatine en önce kim nail olma hakkına sahiptir?” diye sordum. Şöyle buyurdu: “Kalbten ve ihlasla -La ilahe illallah- diyenler.” (Buhari)

Allah-u Zülcelal şöyle buyurur:

“Bir zaman gelir ki, kafirler -keşke, müslüman olsaydık- derler.” (Hicr; 2)

Mücahid, bu ayeti açıklarken “La ilahe illallah” diyenler cehennemden çıkarılınca kafirler -keşke, biz de müslüman olsaydık- derler, demektedir. Sahabilerden birisi şöyle dedi: “Kim ki, ihlaslı bir kalble lâ ilâhe illallah der ve bu sırada içini saran hürmet duygusunun etkisi ile sesi gürleşirse Allah onun defterinden dört bin tane büyük günahını siliverir.” Bu sırada dinleyicilerden birinin kendisine: “Peki, böyle diyen kimsenin dört bin büyük günahı yoksa?” diye sorması üzerine: “O zaman ailesinin ve komşularının o sayıdaki büyük günahları affedilir.” diye sözlerini bağladı.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

“Kimin dünyadaki son sözü ‘ Lâ ilâhe illallah’ olursa cennete girer.” (Ebu Davud)

Hadislerde ihlaslı olarak -lâ ilâhe illallah- diyen kimsenin cennete gireceği belirtilmiştir. Görüldüğü gibi bu hadislerde ihlaslı olmak şart koşulmuştur. İhlasın var olabilmesi için de bu sözün sahibini günahlardan uzak tutabilmesi gerekir. Eğer bu söz sahibini günahlardan alıkoymuyorsa, o zaman ihlaslı değil demektir. 0 zaman da bu sözün onun dilinde bir süre sonra alınacak iğreti bir emanet olmasından kaygı duyulabilir.

Zaten insanlar iman bakımından ikiye ayrılırlar: Bazılarının imanı bir Allah vergisidir. Diğer bazılarının imanı da iğreti bir emanettir. Allah vergisi olan kalıcı imanın alâmeti şudur ki, bu iman, sahibini günahlardan alıkoyar ve ibadet işlemeye teşvik eder. Buna karşılık iğreti bir emanet olan iman sahibini ne günahlardan alıkoyar ve ne de ibadet işleme arzusunu pekiştirir.

Çünkü bu iman, iğreti ve geçici olduğu bir kalbde etkili olamaz. Hadiste şöyle buyurulur:

“Lâ ilâhe illallah, cennetin anahtarıdır.” (Buhari)

Ama bu anahtarın bazı dişleri olmalıdır ki, kapıyı açabilsin. Bu dişlerin en önemlileri şunlardır:

  1. Allah’ ı zikreden günahlardan ve gıybetten arınmış bir dil.
  2. Allah’ tan korkan kıskançlık ve hıyanetten arınmış bir kalp.
  3. Haramdan ve şüpheli lokmalardan arınmış bir mide.
  4. İbadetle meşgul ve günahlardan uzak duran vücud organları.

Allah-u Zülcelal’ in, yanındaki en değerli zikir ‘ Lâ ilâhe illallah’ tır ve zikirlerden hiçbir zikir ona müsavi (denk, eşit) olamaz. Zikrin bütün amellerden daha hayırlı olduğu belirtilmiştir. Bu zikirlerin içinde de en hayırlısı ‘ Lâ ilâhe illallah’ kelime-i tevhididir.
Bundan dolayı Sadat-ı Kiram’ lar farz namazlarının, sünnet namazlarının ve insan için zaruri olan ihtiyaçlarının dışında kalan zamanlarında bununla meşgul olmuşlardır. İnsan da bu ‘ Lâ illâhe illallah’ kelime-i tevhidinin kendisi için ne kadar faydalı olduğunu bilmeli ve buna devam etmelidir.
Eğer biz günahkâr isek bu ‘ Lâ ilâhe illallah’ günahlarımıza kefaret olur. Yok eğer Allah’ a itaat edenlerdensek bu kelime-i tevhid ile imanımız tecdid olur (yenilenir).
Bunun için bunun kıymetini bilmemiz ve bu ‘ Lâ ilâhe illallah’ kelime-i tevhidini kendimize bir sanat yapmamız lazımdır.

» Kategori Kategorilenmemiş

Yorumlar

Yorum yap