Allahin Hükmü

Tarih 07-03-2008

İsmail el-Kadi “El-Ahkamül Kuranda şöyle der: Ayetlerin zahiri, Allah’ın hükmüyle hükmetmeyip yerine kendi uydurduğu hükümleri tatbik eder. Allah’ın dinini bertaraf edip yerine onu bir din olarak icad ederse ayetlerdeki vaad olunan cezaya müstahak olur, bu kimse ister idareci ister başka biri olsun fark etmez. İmam Malik Muvatta’da der ki: Allah’ın farzlarından bir farzın yerine getirilişine engel olunduğunda Müslümanlar bu hakkı ondan alamayacak durumda iseler böyle bir kimseye karşı kıyam edip cihad etmeleri farzdır. İbni Battal der ki: İmam Malik’in bundan muradı eğer o hükmün farz olduğunu inkar etmezse dahi ona karşı kıyamın hak olduğudur.

 

Ben de diyorum ki: Eğer o hükmün farziyetini inkar etmezse kafir olur” Eğer kişi heva ve hevesiyle hükmederse Ehli Sünnetin günahkarlar hakkındaki görüşü esasına binaen bu kimse günahkardır. İbni Kayyım der ki: Eğer meselede, Allah’ın indirdiği ile hükmetmenin vacip olduğuna inanmakla beraber aksini icra ederse bu küçük küfürdür. Tavus, böyle küfür Allah’ı, melekleri, kitapları, peygamberleri, inkar edenin küfrü gibi değildir. Zülümdür, şirkin zulmü gibi değildir. İbni Mesud ve el-Hasen’de şöyle dediler: Ayet Müslüman, yahudi ve kafirlerin tümüne Allah’ın indirdiği ile hükmetmemeyi kendi helal kabul eden ve buna inanan herkese şamildir. Lakin böyle davranmasıyla günah işlediğine inanan kimse fasıktır. İkrime şöyle der: Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyen diliyle red eden ve kalbiyle inkar eden kişi kastedilmekte bunu ikrar etmesine rağmen inandığının aksini uygulayan kimse Allah’ın hükmüyle hükmetmiş olmasına beraber onu terk etmiş olur ve bu ayetin şümulüne girmesi gerekir. Ayetten muradın, Allahu Teala’nın indirdiği hüküm olan kitabı, Kuranı reddeden kimseler kastedildiğini İbni Cerir et-Taberi’nin ve Fahreddin Razi’nin görüşüdür. Hariciler’de şöyle dediler: Allah’ın indirmediği bir şeyle hükmeden herkes kafirdir.

Ayetin doğru manası desteklenmiş ve teyide edilmiş olan şu görüştür. Bu ayet herkese şamildir ve ayetteki küfür sahibini dinden çıkaran küfürdür. Şunlar buna delildir: Biri çıkıp dese ki, Allah’ın indirdiği ile hükmetmemek küfrü mucip bir sebep değildir, çünkü küfrün manası inkar ve reddetmektir. Buna cevabımız şu olur. Ayet “Allah’ın indirdiğine iman etmeyen kimse” dememiştir.

Ayet “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyen kimse kafirdir” diyor. İbni Kayyım bu görüşü reddetmiş ve şöyle demiştir. İster hüküm etsin veya etmesin onun inkarı zaten küfürdür. Bu bir küfürdür fakat başka bir küfürdür diyenlere cevabımız şudur: Er-Razi der ki; bu görüş zayıftır, zira küfür lafzı ıtlak olunduğunda, dini inkar etme küfrü anlaşılır. Ayrıca bu görüş lafzın zahirine aykırıdır, kesinlikle itibara alınmaz. Eğer denilirse hadislerde küfür lafzı varide olmuş ve alimler buna daha düşük bir küfürdür, demişlerdir. Şu hadiste olduğu gibi İnsanlarda iki adet vardır. Her ikisi de küfürdür. Nesebe tân etmek ve ölüye dövünüp ağlamak” Bu hadislerde küfür lafzı nekre isimle veya fiille ve herhangi bir hususiyeti arz etmeyen tarifli mastarla gelmiştir. Bu ayette ise tamamen hadislerdeki ûslubun tersine bir uslûpla gelmiştir. Vasıfla tarif edilmiş olan “El-Kafirun” lafzıyla gelmiştir. Netice olarak a) Tarifle vasfın gelişi b) İki tarafın tarifi ve bu ayetin ûslûbunu başka ayetlerin uslûbundan ayıran “hum” fasıl zamirinin gelişinden dolayı ayetteki küfür lafzının manası hadislerde geçen küfür lafzından ayrı bir mana taşır ve ayetin uslubundan bunun “küfri asgar” değil, bilakis sahibini dinden çıkaran “küfri ekber” olduğu kesindir. İbni Kesir “El-Bidaye’de” şöyle diyor: Peygamberlerin sonuncusu olan Muhammed bin Abdullah’a indirilen muhkem şeriatın emirlerini terk edip, hükmü geçersiz, masun olan kanunların hükümlerini kabul eden kimse müslümanların icmasıyla kafir olur. ibni Teymiyye “Kim ki Allah’ın indirdiğine tabi olmadan adalet gördüğü, başka bir şeyle hükmetmeyi kendisine helal kabul ederse kafir olur. Hırsızlık, kazf ve zina gibi hadlerden bir hadden yüz çevirip başka beşeri kanunları Allah’ın kanunlarına tercih eden kimsenin kafir oluşu kesindir. Kim inkar ve reddetmeksizin başka nedenlerle Allah’ın kanunuyla hükmetmezse zalimdir. Kim de hüküm kendi yetkisinde olur da, hakkı kaybettirir veya adalet ve eşitliği terk ederse fasık olur.(Müsteşar Abdülkadir Avde) Müsteşar Ali Cüreyşi “Bir ceza maddesini başka bir cezai maddenin yerine koymak, hakim ve alim olan Allah’ın hastalığa deva olarak getirmiş olduğu asıl cezayı geçersiz saymaktan başka bir şey değildir. Mevdudi “Kim de Allah’ın kanununu hak kabul eder, lakin uygulamada başka kanunlarla hükmederse imanını küfürle kirletmiş, dinden çıkmış sayılmazsa da zalim ve fasık olur.(Kelimetül Hak-Ömer Abdurrahman)

Allah’ın indirdiklerinden başka birtakım hükümler ortaya koyarak, kısmen veya tamamen Allah’ın indirdiklerini bırakıp, bununla beraber Allah’ın hükümlerinin doğru olduğunu kabul ediyorsa; onun dediği onun hakkında geçerli kabul edilir ve herkes içinde bulunduğu duruma göre değerlendirilir. İnkar ve redden dolayı değilde, başka bir nedenden dolayı Allah’ın hükmünden başkasıyla hükmeden kimse de, herhangi bir hakkı ortadan kaldırıyor ve adaletten veya eşitlikten uzaklaşıyor ise, o zaman zalim olur. Değilse fasıktır. (İslam ve siyasi Durumumuz-Abdülkadir Udeh)

Her zaman Allah’ın şeriatı ile hükmetmesine rağmen, bazı meselelerde nefsine ve hevasına uyduğu için, Allah’ın hükmünü tatbik etmeyen hakim; bu gibi kimseler, heva ve hevesine uyarak bir meselede uygulanması gereken Allah’ın hükmünü uygulamayıp meseleyi saptırarak Allah’ın başka konudaki hükmünü veren hakim kafirdir, fakat bu küfür onu islam milletinden çıkarmaz demişlerdir. Ehli sünnete göre bu gruptaki hakimler kafir değillerdir, asi ve günahkardırlar. Bu meselede Allah’ın hükmünü değiştirmek değil uygulamamak söz konusudur. Örneğin bir hırsızlık hadisesini ele alalım: burada hakim Allah’ın hükmünü değiştirip hırsızlığın cezası şu değil, bu demiyor, yalnızca suçluyu kayırarak, onun hırsızlık değil, hile yaptığına hükmediyor ve hilekarın islamdaki cezasını uyguluyor. Veya delilleri yetersiz gördüğünü söyleyerek bu olayın hırsızlık olmadığını belirtiyor. Oysa hakim suçlunun hırsızlık yaptığının farkındadır ve bu konudaki esas verilmesi gereken şeri cezayı uygulaması gerekmektedir. Kurtubi şöyle diyor: “Maide suresi 44, 45, ve 47.ayetlerinin tüm kafirler hakkında indiğini Müslim’de geçen ve Berra ra’in rivayet ettiği hadis açıklıyor. Alimlerin çoğuda bu görüştedirler. Çünkü müslüman büyük bir günah işlese bile tekfir edilmez.” (Kurtubi Tefsiri) Heva ve hevesine uyup da Allah’ın hükmünü uygulamayan bir hakim günahkardır. Ehli sünne itikadına göre bu kimse günah işlemiştir, azabı haketmiştir fakat kafir değildir. Allah’tan onun için mağfiret umulur. (Kurtubi Tefsiri) bu tür görüşler Tavus, İbni Abbas, İbni Cüreyc, Şeyh Şankıtiy, İbn Ebu’’ îz, İbni Kayyım’dan da rivayet edilir. (Hakimiyet Allah’ındır-Ziyaeddin el-Kudsi)

İnandığını söyleyen insan Allah’ın indirdiğini reddederek ondan başkasıyla hükmederse o kimse Allah’ın hükmünü inkar ettiği için kafir, insanın ebedi saadetini temin için Yaratıcının va’z ettiği bir hükmü uygulamadığı için zalim, Allah’tan başkasının hükmünü uyguladığı için de fasıktır. Eğer bu kimse Allah’ın indirdiğini inkar etmediği halde onu terkedip başka bir hüküm uyguluyorsa bu durumda o kafir değil fakat zalim ve fasık olur. Ancak burada bir noktayı aydınlatmakta yarar var. Müslüman bir idarecinin Allah’ın hükümlerini ve nasları müslümanların maslahatına uygun olarak yorumlaması hükmü tatbikte illetleri ve şeriatın ruhunu esas alması, hiçbir zaman Allah’ın hükmünü tatbik etmeme olarak adlandırılamaz. Hz. Ömer’in ayetle sabit olduğu halde (Tevbe 60) illetini esas alarak müellefe-i kuluba Allah Rasulü ve hz. Ebu Bekir zamanında verilegelen zekatı kesmesi, kıtlık yılında hırsızlardan yine ayetle sabit olan (Enam:38) haddi kaldırması, nasslar izin verdiği halde (Enam:5) kimi siyasal gerekçelerle müslüman erkeklerin hıristiyan kadınlarla evlenmesini yasaklaması, savaşlarda ele geçen arazinin kendinden önceki şeri uygulamanın aksine gazilere vermesi, Rasulullah’ın bir lafızda söylenen üç talakı kabul ettiği halde Hz. Ömer’in kabul etmemesi ve bu meyanda sayılabilecek daha bir çok örnek “dinin ruhu” ve “şeriatın maksadıyla” ne kastettiğimizi daha iyi açıklayabilir. (İman Risalesi-Mustafa İslamoğlu)

Hariciler ve Mutezile “kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar kafirlerin tâ kendileridir” (Maide:48) ayetinin zahirine göre, Allah’ın indirdiği hükümleri kalben tasdik eden kişinin, bu hükümler gereğince amel etmemesinin kendini kafir yapacağını ileri sürmüşlerdir. Halbuki Ehli Sünnet kelamcıları bu ayeti de “Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmemeyi helal görürse” (Fıkhı Ekber) “Allah’ın indirdiği hükümlerin batıl olduğunu iddia edenler veya “Kim hükümlerin gereğine inanmaz, Allah’ın hükümlerine teslim olmazsa kafirlerin tâ kendileridir” diye tevil etmişlerdir. (İman Küfür Sınırı-Saim Kılavuz)

» Kategori Allah cc

Yorumlar

Yorum yap